Rahşan Ecevit

2010-Feb-6 - Rahşan Ecevit’in sözleri

RAHŞAN HANIM’IN SÖZLERİ VE PERDE ARKASI
 
İlk işaret birkaç gün önce alınmıştı. Ciddiyeti herkesçe malum olan ANAP lideri Mesut Yılmaz partisinin grup toplantısında DSP-MHP koalisyon birlikteliğinin “sıfır” noktasında bulunduğunu söylemişti.

Bazı çevrelerce abartılı bulunan bu sözlerin hemen ertesinde Hürriyet Gazetesi’nde Ecevit’in MHP’ye götüreceği koalisyon önerisinin şartları yayınlandı.

Ardından Cumhuriyet Gazetesi’nde MHP’nin Susurluk olayı bağlamında Yargıtay tarafından kapatılabileceği haberi yayınlandı.
Bu haber aynı gün Yargıtay tarafından yalanlandı.

MHP cenahı bütün bunları büyük bir olgunluk ve sağduyu ile karşılayarak hiçbir tepki vermedi. Öyle ki Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan ve biraz da dayatma kokan şartlara bile “olur” verdiğini üstü kapalı bir biçimde ortaya koydu.

BOMBA SÖZLER
Derken Rahşan Ecevit dünkü Milliyet Gazetesi’nde bombayı patlattı.
Rahşan Hanım MHP için özetle şunları söylüyor:
“Dişi bir kurtla bir Türk’ten türedik. Son Türk devletini biz koruruz dediler. Çocukları gençleri silahlandırdılar. Sayısız can yaktılar. Kaba kuvvetle siyaset yapmaya kalkanlar, demokratik anlamda parti sayılamaz. Buna bir de din istismarı katılırsa, milli birlik, laiklik ve demokrasi zedelenir. Kaba kuvveti yalnız siyasal örgütlenme için değil, maddi çıkarı için kullananlara da kucak açtılar. Mafyalarla çetelerle kaynaştılar.”

Tek kelime “şok”a neden olan bu sözlerden sonra Cumhurbaşkanı Demirel Çankaya Köşkü’ndeki rutin kabulleri sonrasında, “Eğer üzümün çöpü armudun sapı diye işin içine giderseniz, hükümet kurulacak parti kalmaz. Meclisteki bütün partiler meşrudur ve geçmişin hesabı da görülmüştür. Ben herkese tavsiye ederim ki herkes birbirine karşı toleranslı olsun.” şeklinde bir açıklama yaparak tavrını dillendirdi.

Aynı saatlerde MHP lideri Bahçeli de Rahşan Ecevit’in şok beyanlarına şu karşılığı verdi:
“Soğuk savaş döneminin psikolojisini yansıtan bu tür beyanlar DSP’liler dahil bütün sağduyulu vatandaşlarımızı yaralayacak bir anlayışı ifade etmektedir. Partimizin ortaya koyduğu uyumlu siyaset anlayışı bu tür açıklamalarla sabote edilmek istenmektedir. Ülke çıkarlarını esas alan, iyi niyetli çabalarımız karşısında ortaya konan bu tavrı kamu vicdanına havale ediyorum.”

Bahçeli devam ediyor:
“Böyle bir durumda başta hükümetin kuruluş olmak üzere siyasi diyalog ve uzlaşma sürecinin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesinin DSP’nin milliyetçi-ülkücü camiadan özür dilemesine bağlı olduğu açıktır.”

Ve bütün bunlardan sonra Cumhurbaşkanıyla görüşen Ecevit, çıkışta medyaya, Rahşan Hanımın DSP grubu ve örgütünde bulunan kaygıları dillendirdiğini, ancak hükümetin oluşumu ve modeli noktasında herhangi bir beyanının olmadığını, tersine DSP-MHP-ANAP modeline ipotek koymadığını ifade ediyor.

Ecevit özrün söz konusu olamayacağını ve model olarak da şu an için DSP-MHP-ANAP’ın gündemde olduğunu ve bu model için çalışacağını beyan ediyor.

PERDE ARKASI
Fotoğrafı bu şekilde sunduktan sonra perde arkasını aralayalım:
Bu konu ile alakalı dün ard arda değişik çevrelerden isimlerle 8 ayrı telefon görüşmesi yaptım. Bu görüşmelerden edindiğim izlenim doğrultusunda hadisenin perde arkası ve ihtimaller şöyle sıralanıyor:
1) Ecevit baştan beri MHP ile birlikteliği istemiyor. Böyle bir birlikteliğin 1973’deki CHP-MSP misali işlemeyeceğini düşünüyor. MHP ile kurulacak koalisyon sonrasında özellikle CHP’nin DSP’yi zora sokacağını hesaplıyor ve riske girmek istemiyor.

2) MHP’yi istemeyen Ecevit bu partiyi tahrik edip koalisyonu bozan tarafın MHP olmasını istiyor. Bunun için de ard arda MHP’yi tahrik bağlamında demeçler veriliyor, şartlar ileri sürülüyor. Ancak bütün bunlar sonuç vermeyince de Rahşan Hanım son çıkışı yaparak MHP tepki vermeye ve tavır koymaya mahkum ediliyor. Buradaki amaç Ecevit’in bunalıma sebep olan adam olmama arzusudur. Ecevit “Gündemimde DSP-ANAP-DYP yoktur, DSP-MHP-ANAP vardır” derken kamuoyunun koro halinde talep ettiği DSP-MHP-ANAP modelini kendisinin sabote etmediğini ortaya koymaya çalışıyor.

3) Ecevit’in gönlündeki model öncelikle DSP azınlık hükümeti, o olmazsa Yılmaz ve Çiller’in olmayacağı DSP-ANAP-DYP modelidir. Öyle ki bu model bağlamında DSP zirveleri ile Çiller arasında görüşmeler de yapılmış ve dahası, mutabakat bile sağlanmıştır.

4) Bir başka ihtimal 45 günlük sürenin doldurulması ve gidilecek bir seçimle DSP’nin tek başına iktidarı yakalama arzusudur. Ecevit 74’deki barış harekatı misali bugünkü havayı da oya tahvil etmeyi düşünebilir.

5) Bir diğer ihtimal ise Ecevit’in MHP ile koalisyonu kurmak zorunda olduğunun farkında olmasıdır ve bunun için pazarlık gücünü artırma bağlamında bu tür taktikleri uygulamasıdır. Ancak bu ihtimal ağırlıklı değildir. Değildir zira ortaya konan metot ve üslup ağırdır...

6) Bugünün ikliminde DSP-MHP birlikteliği zora girmiştir. Kuşkusuz iki lider pazartesi günü yapacakları görüşmede el de sıkışabilirler ama bu ihtimal düne göre artık sürpriz sayılmalıdır.

YORUM
Gelelim yorumumuza:
Sayın Rahşan Ecevit’in dünkü sözleri şık olmamış ve dahası fevkalade yaralayıcıdır.
Belli ki Ecevitler böyle bir şeye yani MHP ile birlikteliği engellemek bağlamında mecbur kalmışlardır. Yoksa zarafetlerini bildiğimiz Ecevitler bunu yapmazlar.

Fethullah Hocaefendiyi sahiplenen Ecevitlerin kan davası gütmeyecekleri ortadadır. Buradaki amaç yukarıda belirtildiği kamuoyu korosunun arzusu olan DSP-MHP birlikteliği oluşumunun engellenmesine gelecek tepkileri MHP’ye kanalize gayesidir.

Maalesef ortaya çıkan bu görüntüler hoş olmamıştır.
MHP gibi bir dinamik kütle şimdi dışlanmak ve dün yazdığımız gibi Fazilet’in kulvarına itilmek istenmektedir.

Sadece sayın Rahşan Hanımın sözleri değil, birkaç gündür bazı çevreler MHP’yi ısrarla aşağılamayı ve dışlamayı adeta görev edinmişlerdir.

İyi de Fazilet’i dışladınız, şimdi MHP’yi de dışlarsınız bunun adı ayırımcılık olmayacak mı?
Ecevit gibi deneyimli bir lider bunu nasıl yapar anlamış değiliz.
Sakın ha bu olayı hiç kimse derin devlete endekslemesin.
İşte sayın Cumhurbaşkanımızın beyanları ortadadır. Hadise tamamen siyasi hesaplara endekslidir.

Çok zor ama biz Sayın Ecevit’in bir sürpriz yapıp MHP ile el sıkışmasını diliyoruz. Yok eğer bu yapılamaz ise yeni hükümet kimin tarafından kurulursa kurulsun Türkiye normalleşemeyecek, gerildikçe, gerilecektir.

Türkiye gerildikçe de Yunanistan Kardak küstahlığını sürdürmeye devam edecektir.
Sayın Ecevit’den beklenen ona yakışacak olan toplumu barıştırmasıdır. Bunun için de MHP’nin kucaklanması gerekiyor. 45 günlük sürenin dolması ve uygun bir iklimde erken seçim hesapları ise 74’de tutmadığına göre bugün hiç tutmaz...

Sayın Ecevit lütfen önce Türkiye deyiniz ve gerekeni yapınız... Size oy verenler sizin programınızdan ziyade bu özelliğinize oy verdiler...

Rahşan Ecevit’in şu sözlerini utanarak okudum. Diyor ki: “Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini oluşturan insanlar, yalnız Ortaasya’dan gelip Anadolu’ya yerleşmiş atalarımızın değil, aynı zamanda yüzyıllar öncesinden beri, değişik ülke ve kökenlerden gelmiş ve yüzyıllar boyunca bu topraklarda kaynaşmış insanların torunlarıdır. Ama baktık ki, bir gün, “Bizler, Asena adlı bir dişi kurtla, bir Türk’ten üreyen Türkleriz! O nedenle son Türk devletini korumak bize düşer” diyen kimseler çıktı ortaya. Bu iddiaya dayanan, derneklerini, partilerini kurdular. Çocukları, gençleri örgütlediler. Baskı altına aldılar. Hatta silahlandırdılar. Ya bizden olacaksın ya canından” dediler. Yıllarca sayısız can yaktılar. Canlar aldılar. Bunların acısını unutmak kolay mı?”

Bu sözler, Türkiye’de, malum çevreler tarafından çok söylendi. Türkiye’de millet varlığına, bilhassa Türklük şuuruna şiddetle karşı çıkanlar, hep “halklar” kaypaklığına kapıldılar. Ve işin hazin tarafı, bu ezikliklerini hep Atatürk’ün arkasına saklanarak ortaya çıkardılar.

Rahşan Ecevit, meselelerimize sadece emek-sermaye açısından bakan kısır bir görüşe sahip! Rahşan Ecevit, destan nedir, efsane nedir, masal nedir, Türkü nedir, oyun nedir, atasözü nedir bilmez! Bunların millet hayatındaki önemini kavrayamaz.

Mesela o, uzun yıllar, liselerimizde çocuklarımıza okutulan Yunan Mitolojisine “hayranlıkla” bakar. Yunan’ın kırk ayrı tanrısına kucak açar. Olimpos Dağındaki tanrılar savaşını zevkle okur. Yunan Mitolojisine ait eserlerin Devlet yayınları arasında çıkmasına alkış tutar. Ama sıra Türk destanlarına, Türk masallarına, efsanelerine geldi mi hanımefendinin yüzü turşu satar. Türkün Bozkurt Destanı uykularını kaçırır. Zeus’u, Afrodit’i, Aşil’i alkışlayan elleri Deli Dumrul, Bay Böyrek, Bamsı Çiçek karşısında yumruk olur.

Şimdi siz, Türk’ün efsanelerini, masallarını, muhayyile gücünü Rahşan Ecevit’e nasıl anlatabilirsiniz? Mesela Leyla’sı yüzünden bir arslanla birlikte çöllere düşen Mecnun’u, Aslı’sı için bir “ah!” çektiği zaman kül olup yanan Kerem’i, Şirin’i için dağları basit bir kazma ile delip geçen Ferhat’ı... O’na nasıl sevdirebilirsiniz? Çünkü O, çocukluğundan beri masal dinlememiş, efsane okumamıştır. Aklını, genellikle işçi-patron, emek-sermaye çekişmeleri üzerinde çalıştırmıştır.

Rahşan Ecevit’e anlatmalı ki bir efsaneyi bilmek başka, o efsaneye inanmak başkadır! Bütün Türk milliyetçileri Asena efsanesini bilmekte ama Adem’le Havva’dan geldiklerine inanmaktadırlar. Şayet Türk milliyetçileri içinde, bir kurtla bir Türk’ten geldiklerine inanan 5-10 kişi varsa, onlar da maymunlardan geldiklerini sanan kişilerden daha tutarlı bir inanış içindedirler.

Rahşan Ecevit gelsin, Onunla istediği yerde Atatürk’ü konuşalım. Çünkü Atatürk’ün Türk tarifi, hanımefendiyi şaşırtacak belki de isyan ettirecek bir ölçü içersinde. Atatürk İngiliz ataşemiliteri Kolonel Ros’a diyor ki:
“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk, tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu. Sonra onlara alıştı. Onları, tabiatın babası tanıdı. Onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu. Şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir!” -Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Sayfa: 180 Prof. Dr. Utkan Kocatürk-
Anadolu’yu en az 7 bin yıllık bir Türk beşiği olarak kabul eden Atatürk’ün Türk tarifini Rahşan hanım acaba kabul ediyor mu?

“Anadolu’da, değişik ülke ve kökenlerden gelen kimseler de varmış!” İyi ama, kim o başka halklara bir şey söylemiş? Türk milleti o başka halklara da kardeş gözüyle bakmamış mı?
Ya Ecevitlerin ülkücü gençlerden kaygılarına ne demeli?

Gelsinler konuşalım! Dün, Türkiye’de kavgayı ülkücüler çıkarmadı. Devletin ordusuna, polisine, başbakanına, bakanına ülkücüler kurşun yağdırmadı. Üniversitelerimizi ülkücüler yakıp yıkmadı. Rahşan Ecevit, yakın arkadaşlarının hatıralarını olsun açıp dikkatle okumalıdır.
“Ülkücüler silahlanmışlar da çok insan öldürmüşlermiş!” Ya öldürülen 5 bin ülkücü genç? Ecevitler 5 bin gencin öldürülmesini nasıl görmemezlikten gelebilirler? Ülkücüler kendilerini ve vatanlarını korumak mecburiyetinde kalmışlardır. Yazık değil mi her iki cepheden de ölenlere, öldürenlere!

Ülkücülerden kaygı duyanlar, gözlerini biraz da orak-çekiçli Stalin ve Lenin posterli, rozetli gençlere çevirmelidirler. Ve bizim de kendilerinden kırk türlü kaygı duyduğumuzu unutmamalıdırlar.

:: Send to a Friend!

About Me

Rahşan Ecevit

«  July 2014  »
MonTueWedThuFriSatSun
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031 

Links

Rahşan Ecevit

Archives

My Blog's RSS

Friends

Aile

Spor

Televizyon

Aşk

Sevgi

Turizm

İnsan Hakları

Kredi

Eğitim

Korku

İnternet

Telefon

Bilgisayar

Bankalar

Tarih

Makaleler


Entry 7 of 8
Last Page | Next Page

Kadın sağlığı Hamilelik ve Doğum Kadınlar için Moda Kadınlar için Güzellik Kadınlar için Diyet Listesi Çocuklar

Kadınlar için Ev İşleri Kadınlara Tatil yerleri Evlilik sorunları Yemek Tarifleri Yaşam Pratik Bilgiler Kadınlar hakkında Kadınlar İçin Blog