Almanya

2010-Feb-9 - Almanya ile ilgili bilgiler

Almanya’da iken kaldığım Frankfurt, “Main Nehri”nin 2 sahilinde 700 bin nüfuslu bir şehir. Ekonomi yönünden yalnız Almanya değil Avrupa’nın finans merkezi. Avrupa Bankası ve Avrupa’nın en yüksek binası yine bu şehirde. Nüfusunun üçte birini göçmenler teşkil ediyor. Türklerin sayısı oldukça fazladır. Frankfurt’a gittiğimiz gün Belediye Sarayında 900 göçmen merasim ile Alman vatandaşlığına geçtiler. Bunlar arasında çok sayıda Türk bulunuyordu. Ayrıca Frankfurt’ta İhlas Holding’in bünyesinde bulunan Türkiye Gazetesi, TGRT EU, (İHA) İhlas Haber Ajansı, Armutlu Devre Mülk Satış Ofisi ve İhlas Vakfı bulunuyor. Görevli arkadaşların son derece büyük gayret ve ihlas içinde canla başka çalıştıklarını müşahede ettim.
Almanya’da iken Lozan Antlaşmasının 82. yıl dönümü idi. Anlaşmanın yapıldığı Lozan’da “Lozan 2005” gösterisine sağcısından solcusuna, siyasetçisinden sade vatandaşa kadar, Türkiye, Kıbrıs, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen on bini aşkın Türk, ülkelerini bölmek isteyen ve Sevr hayali kuranlara net bir mesaj verdi. TGRT EU ve Türkiye Gazetesinin Almanya baskısı bu konuya geniş yer ayırdı. Lozan’a gelen Türkler Ouchy Sarayı ile Lozan müzakerelerinin yapıldığı Rivega Oteli önünde toplandı. İstiklal Marşından sonra ilk konuşmayı yapan Rauf Denktaş; “Amaçları Sevr’i hortlatmak” dedi. Doğu Perinçek “Ermeni soykırımı yalan” ve “AB yanlış yolda” dediği için savcılıkta 3.5 saat sorgulandı. Almanya Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulları Genel Koordinatörü Tahsin Bayar yaptığı açıklamada “Türkiye içerden ve dışardan kuşatılmak isteniyor” dedi.
1 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe giren “Vatandaşlık yasası”nda çifte vatandaşlık yasağı, Almanya’daki Türklerin, Alman vatandaşlığına geçişini önlüyor. Bu yasadan önce 186 bin olan başvuru sayısı yasadan sonra 127 bine düşmüştür. 2004 yılında 127.153 göçmen Alman vatandaşı olmuştur. İlk sırada yüzde 35’le Türkler birinci, yüzde 5.9’la Polonya ikinci, yüzde 5’le İran üçüncü sıradadır. 2003’e göre Alman vatandaşlığına geçiş yüzde 9.6 azalırken, 2003 yılına göre Türkler 2004’te Alman vatandaşlığına geçişte yüzde 20 azaldı. Bunun sebebi çifte vatandaşlık yasağıdır. Almanya’daki Türkler bu yasadan şikayetçidirler.
Ayrıca birçok ülkenin özel okulları var ise de; Türk okulları yoktur.
Türkçe ve Almancayı birlikte öğrenmek önemlidir. İş adamı Kemal Şahin, o tarihlerde şu tavsiyede bulundu: “Küreselleşen dünyada hem Almanya hem de Türkiye’nin Türk gençlerine ihtiyacı vardır. Gençlerimizin her iki dili de çok öğrenmesi gerekir.”
Türkiye’ye dönerken uçağın pilotu Macaristan, Romanya ve Bulgaristan üzerinden İstanbul’a gideceğimizi söyledi. Buralar asırlarca Osmanlının toprakları idi. Bu topraklar uğruna şehid, gazi ve hizmet edenlerin ruhuna Fatiha okudum...
“Osmanlıya saygı, çağdaş Türk milliyetçiliğinin temel ilkesidir. Mazisini inkar eden adamın milliyeti bile münakaşa edilir. Cumhuriyet ve Osmanlı birbirinin zıddı değildir. Cumhuriyet, Osmanlı gibi Türk ve Türkiye tarihinin bir döneminin bir rejiminin adıdır.” (Tarihçi Yılmaz Öztuna)
Almanya ile ilgili hatıralar
 
Almanya’da kaldığım 14 günün çoğu Frankfurt’ta geçti. 700 bin nüfuslu şehrin üçte birini göçmenler teşkil ediyor. Avrupa Birliği Merkez Bankası ve 400 çeşitli banka da bu şehirde yer almaktadır. Avrupa’nın Londra’dan sonra finans ve borsa merkezidir. Main Nehri’nin iki kıyısı şehrin piknik yeridir. Günlerce cadde ve sokaklarda 0-12 yaş grubu çocuk göremedim. Ama köpeklerini gezdiren yüzlerce kişi gördüm. Okullar tatil olunca Main Nehri kenarında “Çocuk panayırı” kuruldu. Çocuklar için atlı karıncadan 40’a yakın eğlence çadırında her şey bedava idi. İlk defa küçük çocukları orada gördüm. Çoğunluk yine diğer ülke çocuklarına ait idi. Torunum Ayşe Sıla ayrılmak istemedi ama saat 19’da mesai bitti diyerek her yer kapandı.
Türklerin de yoğun olduğu Mainn Heim şehir merkezinde büyük bir park var. Burayı gezerken, Türk ailelerinin de bulunduğu parkın her tarafı dolu idi. O anda buraya gelen yeni evlenen evli çift havuz kenarında fotograf çektirdi. Almanya’nın en büyük camii buradadır. 1995 yılında ibadete açılan “Yavuz Sultan Selim Camii”nin 65 bin euro’ya yenilenen minaresi törenle açıldı. Camilerin minareleri var ise de ezan okumak yasak.
Heıdelburg şehri tarihî bir şehir. Ortasından nehir geçiyor. Ormanlarla kaplı (fazla yüksek olmayan) bir dağın yamacında idi. İkinci Dünya Savaşında üzerine tek bir bomba atılmamış. Dünya mirası olarak koruma altında imiş. İnsan kendini Orta Çağda hissediyor. Şatosu ve binaları, dar yolları ile hiç bozulmamış. Ortasından Ren Nehrinin geçtiği “Köln”de diyanete bağlı Türk-İslam Merkezinin oldukça geniş tesisleri var. Abdestlerimizi tazeledik ve namazımızı burada kıldık. Türk yemekleri ile öğle yemeğimizi yedik. Avrupa’nın en eski ve en büyük katedrali de bu şehirde idi. Dışı simsiyah olmuş ve rengini beyazlatmak için inşaat devam ediyor. Bu şehirde 85 bin, Berlin’de 150 bin Türk var...
Köln’den Hollanda’nın başkenti Amsterdam’a gittik. Kuzey Denizi kenarında bulunan şehir kanallarla çevrelenmiş. Bir saat motor yolculuğumuzda kanalların ancak çok azını dolaşabildik. Amsterdam Garı karşısındaki hariç, kanalların kenarında yüzlerce gemi evleri kanal sahilinde dizili duruyordu. Bazılarının bahçeleri bile vardı. Akşam yemeği için gittiğimiz lokantada uyuşturucu krizi geçiren genç bir kıza rastladık. Hepimizi etkiledi. Hatta torunum “ağlama abla” diye sesleniyordu. Rotterdam’da ise 2 gemi hapishanesinde 760 mahkum bulunuyor. Hollanda halkı Flemenkçe konuşuyor. Hollanda ve Belçika’da şehir dışı yollar aydınlatılmış. Almanya’da şehir dışı yollar karanlıktı.
Almanya’nın 16 eyaletinden en büyüğü Bavyera’dır. Nüfusu 12 milyon. 35 bin polisin 93 tanesi 11 ülkeye ait. Bu 93 polisin 47’si Türk...
Almanya’da havaalanına indiğimizde cep telefonuma gelen “Almanya’ya hoşgeldiniz. Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği” mesajına çok duygulandım. İlgililere teşekkür ediyorum. Özbekistan Muhalefet lideri Muhammed Salih Frankfurt’ta idi. Selam yollamış. İsterse bir rehber ile Özbekistan’a göndereyim demiş. İnşallah kendisi devlet başkanı olunca gelirim dedim.
Doğu Türkistan Başbakanı Enver Turani ve İçişleri Bakanı ile uzun uzun görüştük. Türkiye’de Doğu Türkistan ile en çok yazı yazan sizsiniz. Ve Türkiye gazetesi dışında Türk medyası bize destek olmuyor dedi. Gazete ve şahsımın desteğinin devamını istedi. Nürnberg Türk Evi Başkanı Ramazan-ı Şerifte konferans için davet etti. İnşallah dedim...

Almanya 'da Trafik Cezaları

Nürnberg şehrinden Schweinfurt’a uzanan yol, 110 km. Diyebilirim ki, ömrümün en güzel yolculuklarından birini bu iki şehir arasında yaptım. Üç şeritli rahat bir otobandan, bir yeşil cennetinde uçarcasına Schweinfurt şehrine vardık. Arabanın direksiyonunda, aziz dostum Hüseyin Keleş var. Saatte 140 km. hızla gidiyoruz. Çift yönlü otoban, çok bereketli bir yeşil kuşağına gömülmüş gibi. Sağımızda-solumuzda tarifi imkânsız bir yeşil bereketi. Bulut kümeleri gibi, deniz dalgaları gibi muhteşem bir yeşillik. Yol boyunca bir karışlık toprak parçası olsun görmedim. Ve aklıma yine her zamanki soru takıldı:
“- Türkiye’den hiç mi bir yetkili, hiç mi bir belediye başkanı Avrupa’nın bu muhteşem yol manzaralarını gelip görmüyor? Biz neden şehirlerarası yollarımızın kenarlarına, beş yılda beş santim ancak büyüyen güdük ağaçlar dikiyoruz? Bu ağaçlarımız neden orada, burada, şurada tek başlarına oturup kalıyorlar? Batıdaki ağaçlar ise, neden böyle atılmış pamuk yığınları gibi, adeta üst üste yükselip gidiyor? Biz kendi çıplak dağlarımızı ve boz topraklarımızı ne zaman çiçeğin, çimenin, ağacın güzelliğiyle süsleyeceğiz? Yeşili ne zaman seveceğiz?” Türkiye’de her yıl, trafik kazalarında, 5-6 bin civarında insanımızı kaybediyoruz. Bu rakam batıdaki yıllık kaybın aşağı-yukarı on misli demektir. Batıda trafik kazaları neden az? Bizde neden bu kadar çok? Bu sorumun cevabını Hüseyin Keleş veriyor:
- Önce, Batıdaki insanla bizim insanımız çok farklı. Buradaki insan, direksiyona bir mes’uliyet duygusuyla oturuyor. Ona göre kendi canı kadar başka insanların canı ve kanı da çok önemli. Bu bakımdan trafik kaidelerine kayıtsız şartsız uymak mecburiyetiyle, mes’uliyetiyle yola çıkıyor. Mesela bir Alman, şehir içinde de, şehirlerarası yollarda da trafik kaidelerinin dışına katiyyen çıkmıyor. Kırk km. hızla gidilecek bir yerde, elli km.’lik bir hızla gitmiyor. Gece yarısında bile olsa; bir dağ başında kırmızı ışık yandığında duruyor. Orada hiçbir vasıta olmasa bile sürüp gitmiyor. Trafik polisi de çık sıkı bir takiple hatalı davrananları cezalandırıyor. Mesela Almanya’da bir şoför kırmızı ışığın yanmasıyla birlikte, yani daha bir saniye bile dolmadan geçip giderse, 150 mark para cezasına çarptırılıyor. Ayrıca 3 puan kaybediyor. Kırmızı ışık yandıktan birkaç saniye sonra geçerse, para cezası 400 marka kadar çıkıyor. Ayni kişi ikinci bir defa kırmızı ışıkta geçerse polis o kişinin ehliyetine bir ile üç ay arasında el koyuyor. Aynı adam üçüncü defa kırmızı ışığı dikkate almazsa, bu defa o kişi polis nezaretinde akıl hastahanesine sevk ediliyor. Akli dengesine bakılıyor. Deli ise, kat’iyyen ehliyet verilmiyor, akıllı olduğu halde üçüncü defa kırmızı ışıktan geçmişse, ehliyetine en az bir yıl el konuluyor. Yeniden ehliyet alması çok zorlaştırılıyor. Böyle bir uygulama, insanları ister-istemez çok dikkatli olmaya götürüyor. Bir de gördüğünüz gibi bütün yollar otoban! Geliş ve gidiş yolları en az çift şeritli. Üzerinize, karşıdan araba gelme tehlikesi yok. Sürücüler, yollarda yanlış sollayanları veya fazla sür’at yapanları, anında trafik polislerine telefonla bildirirler ve trafik polisi de şahit olmadığı o trafik ihlâlinde, ceza makbuzunu derhal keser ve hatalı sürücünün adresine postalar. Diyeceksiniz ki bir trafik polisi görmediği bir ihlâli nasıl cezalandırabilir? Burada hiçbir Alman, suçlu olmayan herhangi bir kimseyi polise şikâyet etmez. Bir şikâyet geldiği zaman, polis inanır ki, sürücü, trafik kaidelerini gerçekten ihlâl etmiştir.
Hüseyin Keleş’in bu açıklamaları, aklıma bir başka hatıramı getirdi: Yıllarca önce, Almanya’da bizzat şahit olmuştum. Bir gün arabalarla Köln şehrinden Frankfurt’a doğru yola çıkmıştık. Frankfurt’a girdiğimiz zaman karanlık çoktan çökmüştü. Konferans vereceğimiz salonu bulmakta bir hayli zorlanmıştık. Nihayet kırk kişiye sora sora aradığımız adresi bulmuş, arabamızı bir sokak başında park edip salona nefes nefese koşuşmuştuk. Üç saat kadar sonra arabamızın başına geldiğimizde iki trafik polisinin bizi beklediğini görmüştük. Bize nezaketle sormuşlardı:
- Bu sokağa buradan giriş olmadığı halde siz bu yasağı neden çiğnediniz? Nereye gittiğinizi bilmediğimiz için 1.5 saatten beri sizin çıkmanızı bekliyoruz. Hakkınızda şikâyet var!
Arkadaşlar o trafik polislerine anlattılar ki: Köln’den yola biraz geç çıktık. Frankfurt’a girdiğimiz zaman karanlık çoktan çökmüştü. Konferans vereceğimiz salonu bulmakta da bir hayli zaman kaybettik. Birisi, aradığımız sokağın burası olduğunu söyledi. Yasak levhasını hiç görmedik. Sokağa girdik ve durduk. Gördüğünüz gibi tam köşe başındayız. Konuştuğumuz salon da üç-beş metre ilerde. Yasağı, bilerek ihlâl etmedik. Özür dileriz. Bizi kim şikâyet etti size?
Polisler mazeretimizi makul gördüler. Ceza yazmak yoluna gitmediler. Arabanın bütün evraklarını inceledikten sonra çıkıp gittiler. Giderken, bizden şikâyetçi olan Alman vatandaşının oturduğu pencereyi gösterip oraya doğru selam verdiler. Başımı kaldırınca gördüm. Tül perdeleri çekilmiş aydınlık bir pencere arkasında, saçları çoktan süt beyazına dönmüş 75-80 yaşlarında bir kadın, dikkatle bize bakıyordu.
Basit bir trafik hatasını bile affetmeyen ve neticeyi görmek için, oturduğu yerden saatlerce ayrılmayan o yaşlı Alman kadınının uzanıp ellerini öpmek istedim.

Almanlar Yozgatlı'ymış
Almanya'daki St. Paul Akademisi Başkanı Prof. Dr. Paul Imhof, atalarının izlerini bulmak üzere, akademik ekibiyle Yozgat'ta incelemelere başladı. Alman ırkının yanısıra, İrlanda ve İskoç halklarının da Yozgat'ta yaşadığını ileri süren Prof. Dr. Imhof, ‘‘Galat mektupları bunu açıkça ortaya koymakla birlikte, Yozgat Müzesi bahçesinde bulunan ve Alman-İrlanda-İskoç-Türk halklarını temsil eden motifin yeraldığı Lahit de bunu kanıtlamaktadır’’ dedi. 2000 yılında başlayacak, ‘‘İnanç Turizmi’’ projesi doğrultusunda, Türk Hükümeti adına 10 bölümlük belgesel film projesi için anlaşma yaptıklarını ve bu filmin bir bölümünün Yozgat'ta çekileceğini bildiren Prof. Imhof, ekibiyle birlikte kentte ön çalışma yaptı. Yozgat'ta yaşayan Alman-İrlanda-İskoç halklarının zaman içerisinde asimile olduğunu öne süren Prof. Imhof, Yozgat Müzesi bahçesinde bulunan lahit önünde gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Lahit üzerinde bulunan ve 4 ırkı temsil eden simgenin diğer ülkelerde ders kitaplarında okutulduğunu ve motif olarak halen kullanıldığını vurgulayan Prof. Imhof, müze bahçesinde bulunan motifli Lahit'in Yozgat'ta eşlerinin bulunduğunu, bunun dışında aynı motiflerin işlendiği büyük çanakların da olması gerektiğini söyledi. M.Ö. 240 yıllarından başlayarak yaklaşık 600 yıl Yozgat'ta yaşamış olan ve Almanlar'ın ataları olarak bilinen Galatlar'la ilgili bilimsel çalışmalar yapan, ayrıca belgeseller çekmek üzere Yozgat'a gelen heyet üyeleri, şu görüşleri aktardı: ‘‘Bu çalışmalar Hz. İsa'nın havarilerinden Aziz Paul'ün Galatlar'a yazdığı beş adet mektuptan yola çıkılarak başlatılmıştır. Araştırmalarımız sonuçlandığında, Yozgat her yıl binlerce Alman turistin akınına uğrayacaktır. Bu da hem Türkiye'nin, hem de Yozgat'ın ekonomisine çok olumlu katkılar sağlayacak.’’


Galatlar kimdir?


Almanlar'ın ataları olarak bilinen ve Batı Avrupa'da yaşayan Galatlar, M.Ö. 280 yılında Balkan Yarımadası'nı istila ettikten sonra üç kola ayrıldılar. Galatlar'ın Anadolu'ya geçen kolu, M.Ö. 241 yılında çıkan savaşta, Bergama Devleti'ne yenilince, değişik bölgelere dağıldı. Tarih kitaplarına, ‘‘Barbar ve kan dökücü kavim’’ olarak geçen Galatlar, Anadolu halkının etkisinde medenileşerek, önemli kültürel eserler ürettiler.

:: Send to a Friend!

About Me

Almanya

«  August 2014  »
MonTueWedThuFriSatSun
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Links

Almanya
View my profile
Archives
Friends
My Blog's RSS

Friends

azerbaycan
bulgaristan
bankalar
Yunanistan
bayramlar
28subat
uydular
gapprojesi
Entry 12 of 24
Last Page | Next Page

Kadın sağlığı Hamilelik ve Doğum Kadınlar için Moda Kadınlar için Güzellik Kadınlar için Diyet Listesi Çocuklar

Kadınlar için Ev İşleri Kadınlara Tatil yerleri Evlilik sorunları Yemek Tarifleri Yaşam Pratik Bilgiler Kadınlar hakkında Kadınlar İçin Blog