Açlık

Afrikada açlık

Posted on 2010-Feb-3 at 04:10

Etiyopya eski adı ile “Habeşistan”ın İslam tarihinde önemli bir yeri vardır. İslamiyetin yayıldığı ilk yıllarda Mekke-i Mükerremede Müslümanlara karşı son derece ağır zulümler yapıldığında; sevgili ve şerefli, yaratılmışların en üstünü, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi vesellem) isteği üzerine Müslümanların bir kısmı Habeşistan’a göç ettiler ve burada Habeşistan Kralı (Necâşi Eshame rahmetullahi teâlâ aleyh) tarafından himaye, saygı ve itibar gördüler.
Bugün bu ülke dünyanın en fakir 3 ülkesinden biridir. Tam üç yıldır ülkeye bir damla yağmur yağmamıştır. Kuraklık ve kıtlık son derece tehlikeli boyutlardadır. 15 milyona yakın insan açlıkla karşı karşıyadır. BBC ve CNN’de açlık sebebiyle ölen çocuklar gösterilirken en büyük yardımı Türkiye’de (İHH) yapmıştır. Dünya bu açlık karşısında seyircidir. Kaldı ki, 15 milyon açlıkla karşı karşıya olan insanlara ilaveten 12 milyon kişi de yollara dökülmüş, göç etmektedir. Bu ülkenin nüfusu 60 milyon olup yarısından fazlası 15 yaşın altında çocuktur. 60 milyon nüfusun %60’ı Müslüman, % 30’u Hıristiyan % 10’u diğer dinlere mensuptur. Bazı istatistiklere göre ise % 55’i Müslüman %40’ı Hıristiyan ve % 5’i diğer dinlere mensuptur. Şurası bir gerçek ki, nüfusun yarısından fazlası Müslümandır ama en fakiri ve en talihsiz bırakılan insanlar da Müslümanlardır. Ülkede 3 üniversite vardır. Müslüman öğrenci sayısı % 5’tir. Nüfusun yarısından fazlası 15 yaşın altındadır ama okula devam edenler % 29’dur. Bütün ülkede okur-yazar oranı % 28’dir. Ülkede 3 hastane ve 5 fabrika vardır. Ülke yıllardır iç savaşla boğuşmaktadır. Etiyopya ordusu baskın neticesinde Eritre ordusunu yenerek Eritre başkentine 80 kilometre yaklaşmış ve ateş-kes ilan etmiştir. Ama Eritre işgal edilen topraklardan çekilmedikçe masaya oturmamış ve kısa bir müddet önce Eritre ordusu saldırıya geçerek savaş yeniden başlamıştır. Cephede her iki ülkenin toplam 1 milyon askeri yığılı olmakla beraber nihayet barış anlaşması imzalanmıştır.
Ülkede demokrasi ve insan hakları yoktur. Sözde çok partili rejim ve seçim ile kamuoyu aldatılmaktadır. Ülke Hıristiyan olan Tigrilerin elindedir. Müslümanlar % 55 ya da 60 olduğu halde eğitimde Hıristiyan kültürü hakimdir. Açlıkla karşı karşıya kalan bölgelerin başında Ogaden gelmektedir. Bu bölgede ise Müslümanların sayısı % 85-95 arasındadır. Açlık gibi AIDS de Etiyopya’da büyük bir felakettir. Çünkü 3 milyon kişi AIDS’lidir. Etiyopya’da binlerce yıllık krallık rejimi 1974 yılında askeri bir darbe ile sona erdi. Rusya’nın adamı olan Albay Mengitsu 1991 darbeleri ile ülke dışına kaçtı. Ülke Sudan, Cubuti, Kenya, Somali ve Eritre arasındadır. Eritre 1993’te Etiyopya’dan ayrılarak bağımsız oldu. Yüzölçümü 1 milyon 112 bin kilometre karedir. Ülke dağlık olup ortalama yükseklik 2 bin metredir. Çok yerde dağlar 4 bin metrenin üzerindedir. Yıllık ortalama sıcaklık 16 derecedir. İngilizce ikinci resmi dildir. Amherikce çok yaygındır. Kuzeyde Tigray ve güneyde Oromi dili kullanılır. Ülkede 90’dan fazla mahalli dil vardır. Müslümanlar çok fakir olup, toplam okuma yazma içindeki oranı ise % 10’dur. Yetersiz beslenmede Bangladeş ve Hindistan’dan sonra Etiyopya gelir.

Afrika’nın fakir ülkelerinden Etiyopya’da büyük bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Ülkede yiyecek ve su bulamayan binlerce kişinin günlerce bir şeyler bulabilmek için yürüdüğü ve birçoğunun yollarda öldüğü bildiriliyor.
Birleşmiş Milletler Gıda Programı’ndan yetkililer yaptıkları açıklamalarda sıcaklar ve kıtlık nedeniyle Etyopya’da bulunan çiftlik hayvanlarının yüzde 90’ının öldüğünü ve birçok su kaynağının ise kuruduğunu belirttiler. Gode şehrinde geçtiğimiz Şubat ayında kurulan bir sağlık kampında toplanan yetersiz beslenme nedeniyle ölümle burun buruna yaşayan beş yaşın altındaki yaklaşık 200 çocuktan 28’inin ölümüne engel olunamadı. Sağlık görevlileri her gün yaklaşık on çocuğu tedavi etmelerine rağmen hala büyük oranda uluslararası yardıma ihtiyaç duyduklarını ifade ettiler. Etyopya’nın bazı bölgelerinde her gün ortalama olarak 10 çocuğun hayatını kaybettiği bildiriliyor.

Afrikada açlık
Kenya’da muhalefetin tanımadığı devlet başkanlığı seçimlerinin ardından başlayan şiddet olayları sebebiyle, 250 bin kişi iç göçe zorlanırken, ülkenin batısında da yaklaşık 100 bin kişinin açlıkla karşı karşıya olduğu kaydedildi. Birleşmiş Milletler (BM), açlığın ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, bölgeye acil gıda temini gerektiğini bildirdi. Ülkede, 27 Aralık 2007 tarihindeki Cumhurbaşkanı seçiminin ardından meydana gelen şiddet olaylarında 300’ü aşkın kişi öldü, binlerce kişi de evini terk etmek zorunda kaldı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının endişe ve üzüntüyle izlendiğini belirterek, Türkiye, Kenya’nın önümüzdeki dönemde itidal, diyalog ve siyasi uzlaşma yoluyla demokratik ilkeler çerçevesinde mevcut gerginliği aşacağına inandığını bildirdi.

Afrika’da çocuk olmak

Angola’da asilerin kuşatması altında tuttukları Malanya şehrinde binlerce çocuk açlıktan hayatını kaybediyor. Dünya Gıda Teşkilatı’nın Angola’daki Temsilcisi Francesco Strippoli’nin, Malanya şehrini ziyareti sırasında kötü beslenmiş bir çocuğu kucağına aldı. Çoçuk açlıktan adeta kendini bırakmış durumdaydı. İnsani Yardım Teşkilatı bu içler acısı durumla mücadele ediyor ve artan mülteci nüfusu doyurmak için elinden gelini yapıyor. Angolan hükümeti 25 yıldan beri bu problemi bir çözüme kavuşturamıyor. Batı ise bu acı tablo karşısında hiç bir tepki göstermiyor. Afrika halkı kendi haline bırakılıyor.

Yol hikâyeleri

Hülya Koç, bisikletiyle tek başına önce Güney Amerika’yı şimdi de bütün Afrika’yı dolaştı. Koç, kara kıtada sömürgeci ülkelerin kültür izlerinin hâlâ devam ettiğini belirtirken, seyahatinde Osmanlı medeniyetine de yer yer rastladığını söylüyor.

Hülya Koç, çağdaş bir seyyah. Dünyayı karış karış gezen bir gezgin. İki üniversite bitirmiş, yarım kalmış bir doktorası var, İngilizce, İspanyolca ve Fransızca biliyor. İlk gezi kitabı “Rüzgâr İt Beni” Güney Amerika’ya yaptığı gezi notlarından oluşuyor. Bir bakıma yol hikâyeleri. Bu gezide yol boyunca kimlerle karşılaştı, hangi insanlarla tanıştı. Yol izlenimlerini anlatıyor Hülya Koç. “Güney Amerika’da ulaşılması zor olan bölgeleri gezdim. Burada hem doğa açısından, hem de kültürel açıdan ilgi çeken insanların hikâyesini anlattım” diyor. Son gezisini Afrika’ya, kara kıtaya yapmış gezginimiz. Güney Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Suaziland, Zimbabwe, Malavi, Tanzanya, Kenya, Etiyopya, Eritre, Sudan ve Mısır gezdiği ülkeler... Neler gördüğünü, neler hissettiğini soruyoruz, anlatıyor:

BEYAZLARIN KARA İZİ
“Kabile hayatının hüküm sürdüğü bölgeleri, vahşi yaşayışın devam ettiği yerleri gezdim. Afrika’da en çok gözüme çarpan husus, beyazlardan arta kalan kültürün izleri oldu. Bu kültür kısmen devam ediyor. Batılılar özellikle İngilizler, kara kıtada kendi kültürlerini yerleştirmiş adeta. Bunu gördüm. Her ne kadar 60’lı, 70’li yıllardaki savaşlardan sonra büyük çoğunlukla siyahlar egemenliklerini elde etmiş olsa da kültürel anlamda tam bağımsızlar diyemeyiz.”
Hülya Koç, seyahat etmek ile gezmek arasındaki önemli farkın altını çiziyor. “Ben kendimi bir seyyah olarak görüyorum” diyen Koç, çağın tanığı olmanın önemli olduğunu söylüyor. “Dünyayı dolaştıkça evrensel kimliğimiz ön plâna çıkıyor, ancak bu asıl kimliğimizi unutmamızı gerektirmiyor” diyor.

OSMANLI’NIN MÜHRÜ
Hülya Koç’a Osmanlı Devleti’nin Afrika’daki izlerine rastlayıp rastlamadığını sorduğumuzda şu cevabı veriyor:
“Osmanlı üç kıtaya hâkim olmuş büyük bir imparatorluk. İmparatorluğun izlerini kıtanın ortalarına kadar gördüm. Özellikle Mısır, Sudan, Etopya’nın bazı bölgelerinde adeta Osmanlı şehirleriyle karşılaştım. Sudan’da liman kasabası Suakin var. Osmanlılar burayı Mercan kayalıklarından yapmış. Bugün tamamen yerle bir olmuş. Etiyopya’da Harar diye bir kent var. Tahta veya taş, cumbalı avlulu evler, daracık sokaklar. Adeta bir Anadolu kenti. Demek ki Osmanlılar sadece savunma amacıyla gitmemiş oralara diye düşünüyorsunuz, uygarlık da götürmüş. Kentler oluşturulmuş Türk mimarî tarzına uygun olarak. Osmanlı üslubu, mimarisi farkediliyor hemen. Tanzanya’daki gezimde şunu gördüm. Türkiye’den gelenlere daha sıcak yaklaşıyorlar.”

İNSANLARI TANIMAK
Hülya Koç, gezilerini bisikletiyle yapıyor. Bunun zor olup olmadığını soruyoruz. Cevabı şaşırtıyor bizi. “İstanbul’da mesela Fındıkzade’den Yenibosna’ya bisikletle gidemem ama, Güney Amerika ve Afrika’yı bisikletle dolaştım, hiç bir problemle karşılaşmadım. 1991 yılından itibaren Türkiye’yi de dolaştım. Anadolu’yu karış karış gezdim. Kasabaları, köyleri dolaştım.”
“Bisiklet benim için bir araç, amaç değil” diyen Koç, “Yol hikâyelerini yakalamak için bu aracı seçtim, konakladığım mekânlarda insanlarla bütünleşiyorum ve onları tanımaya çalışıyorum” şeklinde konuşuyor


Last Page | Page 10 of 13 | Next Page

Kadın sağlığı Hamilelik ve Doğum Kadınlar için Moda Kadınlar için Güzellik Kadınlar için Diyet Listesi Çocuklar

Kadınlar için Ev İşleri Kadınlara Tatil yerleri Evlilik sorunları Yemek Tarifleri Yaşam Pratik Bilgiler Kadınlar hakkında Kadınlar İçin Blog